Pages

Cumartesi, Ocak 28, 2012

Oscar Yolcusu Kalmasın!!!



The Artist
Michel Hazanavicius 'in kendini resmen tanıttığı yılın en güzel filmi olarak nitelendirdiğim "The Artist" . The Artist, klasiklere dönemlere götüren, klasiklerin özgün tadını, lezzetli bir biçimde " güzelce şerbeti ağzınıza vermeyi bilen" harika bir klasiklere saygı duruşu filmi. Klasiklerin ta Charles Chaplin'den sonra unutulduğu sinemada, tekrar gündeme getirdiği için, getirebildiği için tüm ekibe sonsuz teşekkürler.10 Dalda Oscar adayı, En İyi Film dahil. Sessiz film olarak, seyirciyi filme dahil etmek + ve de uzun bir süre boyunca sessiz filmin içinde tutabilmek gibi zorlu bir süreci harika bir şekilde aşıyor. Bu yıl ki vasat oyunculuklara yakındığım durum, The Artist filminde kendini memnuniyete bırakıyor. Jean Dujardin ve Berenice Bejo ikilisi, mükemmel uyumu, filmi bir üst düzeye çıkarıyor. Yılın Filmi "The Artist" olarak ilan ediyorum.


Albert Nobbs
Albert Nobbs, Glenn Close'un yıllardır hayata geçirmek isteyip de, maddi sıkıntılardan dolayı hep ertelenen projesi, nihayet 2012'de film olabilme şansı elde ediyor. Film olarak bakacak olursak, kesinlikle zayıf ve sadece oyunculukların Oscar adaylığı için çekilmiş bir yapım hissi, uzaktan da olsa fark ediliyor. Film olarak pek çaba sarf etmeyen Rodrigo Garcia, elindeki zayıf malzemeye oyunculukların performansını artırarak gidermeye çalışmış, akıllıca aslında. Fakat bu yöntem sürekli pozitif sonuç verdiğini söylemek zor. Albert Nobbs bunun "Negatif" sonucunu veren filmlerden. Glenn Close ve Janet McTeer " ikili performans olarak gerçekten güçlü. Özellikle "Janet McTeer, kesinlikle mücevher gibi ışıl ışıl parıldıyor, yarattığı karaktere oturma konusunda çok uyumlu. Close ve McTeer oscar adayı. McTeer kazanmayı kesinlikle sonuna kadar hak ediyor.


The Descendants
Alexander Payne, daha önce Election, About schmidt ve En  sevdiğim filmi "Sideways" filmi ile kendisi, gözümde rüştünü kanıtlayan biri. Fakat, The Descendants filminde beklediğim yoğunluğu yakalayamadım. Verdiği havadan mıdır, yoksa filmde ciddiyetsizlik sezdiğimden midir ? Bana oldukça basit kurgusu olan, bir tatil filmi dışında, akılda kalıcı bir şey sunduğunu söyleyemem. Sanırım, tüm yıl boyunca övülen filmi, eleştirmenler tarafından en azından beklentiye girmemize sebep. Yarattığı beklentinin kurbanı oluyor. George Clooney'in performansı içinse "fantastik, mükemmel ve harikulade" gibi cümleler çok duydum. Açıkçası Clooney peformansı hiç iyi değil. Beklediğim performansın yarasını bile alamadım kendisinden. Bu yıl Oscar'ı kucaklarsa, şahsimce "Jean Dujardin!e büyük haksızlık söz konusu. The Descendants, sadece ailece izleyebileceğiniz, orta şekerli bir film. Oscar'ın en büyük favorileri arasında gösterildi, vah halimize! 5 Dalda Oscar Adayı.

War Horse
Steven Spielberg'in savaş temalı filmlerine döndüğüne müjdesini veren film War Horse, bu kısa süreli sevincimizi kursağımızda bırakıp gidiyor. War Horse, Kanada'da yapılan küçük bir gösterimde "Eleştirmenler" Spielberg'in en iyi 2. filmi diye duyurularda bulundular, bizde mükemmel bir film izleyebileceğimizi sandık, çuvalladık. Siyah İnci adlı romandan uyarlanan film, romanını çok beğenmiş biri olarak, filmi basit ve fazlaca duygu sömürü yapılmaya çalışılmış gibi geldi bana. War Horse kötü bir film mi? Elbette hayır, sadece gereğinden fazla ilgi gördü, gereğinden fazla desteklendi. 6 Dalda Oscar Adaylığı da bunun bir kanıtı. War Horse, ailece izleyebileceğiniz hoş bir seyirlik, daha da ötesi değil.


Tinker Tailor Soldier Spy
Türkçe adı ile "Köstebek" Tinker tailor soldier spy, Thomas Alfredson'ın "Let the Right One In / Gir Kanıma " 2000'li yılların en başarılı filmlerinden birine imza attığı için, takip edilesi yönetmenler listesinde üst sıralarda. Tinker tailor soldier spy, maalesef üzülerek söylüyorum, vasat ve olmamış. Gir Kanıma gibi bir başyapıttan sonra, bunu görmek üzücü. Eleştirmenler tarafından da "başyapıt" olarak selamlanması ise, filmde göremediğimiz ışıltıdan sonra, şokun daha da artmasına sebebiyet. Gelelim Gary Oldman efendiye. Filmde, tek iyi şeyin Gary Oldman olduğunu söylemeyi tekrarda olsa çok isterdim. Ve yine maalesef diyorum. Oscar adaylığına bile göz kırpacak bir performans görmedim, esamesi bile okunmaz. Yılın hayalkırıklıklarından biri.

Moneyball
Moneyball, Kazanma Sanatı " bu yılın en gözde ve göze çarpan filmlerinden biri olarak yerini aldı. Bennet Miller'ın daha önce çektiği "Capote filmi ile Akademinin radarına takılmıştı. İkinci filmi ile tekrar Akademi koltuğunda yerini aldı. En iyi film olmak üzere, 6 Dalda Oscar Adayı film. Film olarak, bu yıl en çok abartılan filmlerden bir olduğunu söylemek mümkün. Gerçekten hak ettiği değerden çok daha fazlasını gördü, görmeye devam ediyor. Miller'ın "Capote" yapımını çok iyi olduğunu da belirtmek de yarar var. Brad Pitt'in Oscar adaylığı ise, lüzumsuz olduğunu vurgulamak gerek. Karşımızda, sadece gülen ve arada sırada serserice mimiklerle takılan bir Pitt var, daha fazlası değil. Yılın abartılmış listesinin çok fazla kabardığını söyleyerek, Moneyball'ı da listenin içine, orta sıralarda yer vererek ekliyorum, yine üzülerek.

2 yorum:

ERHCBAN dedi ki...

The Descendants biraz haksızlık yapmışısınız sanki:) fakat the artist ve oyunculular konusunda hem fikiriz. özellikle brat pitt konusunda. erhancoban.blogger.com...

sinema dedi ki...

Bilemiyorum, The Descendants bu kadar eleştirmemin sebebi,bu kadar çok olumlu eleştiri alıp da, benim filmden özel bir şeylere görememden kaynaklanıyor olabilir. Brad Pitt, konusuna gelince, hem fikir olduğum birilerini görmek çok güzel (: