Pages

Cumartesi, Aralık 03, 2011

Tucker & Dale vs. Evil ( 2010 )

Tucker & Dale vs. Evil, parodi sineması için önemli bir sinema örneği. Absürd korku-komedi bü iki türün son yıllarda çokça rağabet gördüğünü düşünürsek, çok iyi işlerde çıktı. Kanlı ve korku, aynı zamanda komedi birlikte sunan 'Severance', Zombilerin yarattığı dehşetten kurtulma çabası içerisinde olan 'Shaun of the Dead'. Küçükken abisinin yaptığı koyun şakasından sonra koyunlardan korkan bir adamın hikayesi 'Black Sheep', 80'li yıllardan 'bilim adamının bodrum katında yaptığı bir deney sonucunda oluşan komplikasyonların getirdiği zombi vari yaratıklarla uğraşma süreci anlatılıyordu. H.P Lovecraft'ın en güzel uyarlamalarından biridir. Ünlü korku ustası Stuart Gordon yönetmen koltuğunda idi. Ardından Peter Jackson'ın bağımsız korku-absürd filmi 'Braindead' 90'lara bu türde damgasını vurdu. Kült statüsüne girmeyi başarmıştı. Basket Case üçlemesi bu türde de önemli bir yer edinmiştir kendine. Aynı şekilde günümüz sinemasının 'Hatchet' kötü bir örnek fakat, beğenmeyeni yok değil.

Tucker & Dale vs. Evil, Sundance Film Festivalinde gösterilen bir bağımsız sinema filmi. Tuhaf bir durum olmadığını söylersem yalan söylemiş olurum. Sundance 'da bu tür filmlerin yer aldığını ilk defa gördüm. Hem bağımsız, hem korku-komedi türüne yer verilmesi oldukça garipsedim. ABD dram sinemasının adresi, tür yelpazesini genişletmek derdinde anlaşılan. Sundace Film Festivalinden epeydir iyi bir yapım, sağlam bir iş çıkmadığını düşünürsek, el emeği, göz nuru' sinema işini öpüp, başa koymalı. Sundance, kaç yıldır sürdüğü kötü gidişatını, kedi olalı bir fare daha yakalıyor. 

Korku-komedi türüne bir yenilik getiriyor. Bu sefer konumuz tamamen yanlış anlaşılmalardan doğan durumun beraberinde getirdiği traji-komik olaylar. Bir grup üniversiteli gencin ve birlikte yazlık bir kulübü de yaşayan iki yetişkin adamın birbirlerine karşı verdikleri hayatta kalma mücadelesi anlatılıyor. Korku-komedi türünün yeni adını kullanacaksak bu 'Absürd' korku olur. Sam Raimi'n 2009 'da yarattığı absürd korku filmi Drag Me To Hell , absürde net ve kaliteli bir iş. Bu filmi özel yapan, her şeyin tamamen yanlış anlaşılma sonrası oluşan durumlardan oluşması. Ölümler yanlış anlaşılma. Hatta,kurulan cümleler bile sesteş sözcükler gibi yanlış anlaşılmaya müsait kelimeler. Nitekim yanlış anlaşılmanın çoğunluğu vücut diliyle gösteriliyor. Buna en açık, güzel örnek, filmdeki 'Testere ve Arı kovanı' sahnesi demem yeterli. İzleyenler ne demek istediğimi anlayacaktır. Spoiler vermemek adına konuyu daha fazla açmıyorum.

Diğer bir özellik, film güldürürken aynı zamanda sinir sistemimizle oynayabiliyor. Yanlış anlaşılmalar bir süre sonra son raddeye geliyor. Tahammül sınırlarını gereğinden fazla zorlamış film. Fazlasıyla kanlı olduğunu kabul etmek zorundayım. Lakin eğer filmi benimseyip, içine girebilirseniz, böylesi komik bir filmde o kırmızı şeyin kan değil, ketçap ya da suyla karıştırılmış domates salçası ' olduğunu düşünürsünüz. Komedi de kan aramak pek mantıklı gelmiyorsa. Eli Craig, eline yüzüne bulaştırmadan alnının akıyla çıkıyor bu riskli işin altından. Oyuncu performansları ise, pek zorlanacak durum gerektirmediğinden mi bilemesem de, karakterlere her biri tam oturmuş.

Cem Yılmaz'ın ' gösterilerinde bile bahsettiği bir film olma özelliği var. Cem Yılmaz'ın önemli bir komedyen olduğunu düşünenler. Yahut, hayranları, burayı dinleyin. Komedi ustasından size absürd komedi türünde bir film tavsiyesi diyorum. Yılın mutlaka izlenmesi gerekenler listesine en zirvede yer veriyorum.

[ B+ ]

0 yorum: