Pages

Cuma, Kasım 18, 2011

Sleeping Beauty ( 2011 )

Uyuyan Güzel
Evet, Filmekimi’ne olan macerama “Sleeping Beauty” ile devam ediyorum.Film aynı zamanda Cannes Film Festivalinde “Belirli Bir Bakış Açısı” bölümünde ilk gösterimini yapmıştı. Eleştirmenler ve izleyiciler dahil, pek ilgi göremeyip, pek beğenilmemişti. Hep bu tarz olaylara olur. Herkes beğenmez, belki bir umut ben severim “düşüne girdim”. Sonuç mu? Fiyasko…Casting güçlü olmadığını söylemekle başlamak istiyorum. Emily Browning , sevdiğim bir aktris idi.
Bu yapıma kadar. İlk olarak Hayalet gibi de bir hayalet olarak izlemişti. Daha sonrasında kendisini “yeniden çevrim olan “ The Uninvited” yapımıyla tekrar göze çarptı. Ardından ünlü yönetmen “Zack Synder’ın “Sucker Punch” adlı vasat filminde izledik. Radarı iyice yükseltmiş. Yükselttiği radarı bu saçma sapan yapımla yerle bir ediyor.

Konusunu daha anlamadığım, daha  doğrusu sizlere karşı açık olmak gerekirse anlamak istemediğimden de kaynaklanmış olabilir. Karşımızda, erotizmin için sanat koyup da, festival, bağımsız ve sanatsal yapımları seven sinemasever kesime bir yutturma çabası sezdim. Julia Leigh kendisinin ilk uzun metrajlı filmiymiş. Şunu söylemek gerek, karşımızda tıpkı “Jane Campion tarzında cinselliğe olan açlığını giderme cabası bulunan bir yönetmen var. Campion filmlerini izleyenler bilir. Neden söz etmek istediğim konusunda. Ki zaten Jane Campion filmi öve öve yere göğe sığdıramamış bir yönetmen. Bu durumda benim tahminim doğru çıkıyor.

Görsellik açısında başarılı bulduğum birkaç kare vardı. Erotizmin anatomi yapısını bulmaya çalışan bir yapım var gibi hissedebilirsiniz karşınızda. Öyle denilse bile, finale kadar hiçbir gerçeğe ulaştıramıyor. Yeterince soğuk olan “Emily Browning, zaten kendisinden bile soğuk olan filme uymadığını da belirtmekte fayda var.Ciddi anlamda olmamışlığın hissizliği filmi yakıp geçiyor ve ardından sadece bakıp, mimiksiz durmak da buna dahil. Eee, ne oldu şimdi gibi bir durumda kendinizi bularsanız şaşırmayın.

[ D- ]

3 yorum:

Serdar Durdu dedi ki...

Merak ettiğim bir filmdi hayal kırıklığı yaşatması kötü oldu :(

sinema dedi ki...

Üzgünüm, bende merakımın kurbanım oldum diyelim :( Cannes lafını duyunca dalmıştım ama maalesef :( Tabii zevkler farklı olabiliyor bazen (:

Serdar Durdu dedi ki...

Evet, Cannes heyecanlandırmıştı. İzleyip görmek lazım