Pages

Cumartesi, Ekim 29, 2011

Kısa Kısa Film Yorumları



Bundan sonra ara sıra böyle yapacağım. Olduğundan çok film izlediğimde dolayı galiba her birine normal yorum yaparsam ömrüm yetmeyecek. Tabii, bu demek değil ki her zaman bu türden olacak. Sadece ara-sıra yorumlar birikince o kadar. Ama bu tarzı sizinde seveceğinizden eminim. "8 film bir arada" tanıtım promosu daha ne olsun !!!

1- Gördüğüm En Güzel Kadın
Bu yıl yani 2011 yılı içinde izlediğim en acıklı dramlardan. La prima Cosalla Bella / Gördüğüm en güzel kadın anlamına geliyor. İtalyan dramları feci derece de sever, sayarım.Bir aile hesaplaşması var karşımızda.
Çocuklar için etmediği fedakarlık kalmayan bir annenin öyküsü. Finale kadar sarmayan oldukça tuhaf bir film görüntüsü verilirken, son 15 dakika resmen gözyaşılarınızın denizinden boğuluyorsunuz. Yarattığı etki inanılmaz büyük. Her anennin de ne kadar değerli olduğunu çocuklarını ne denli sevebileceğinin kanıtı.  Kendimden biliyorum. Finalde hıçkıra hıçkıra ağladığımı, hayatınızda görmediğiniz bazı yanlışları bu yapımla çok rahatlıkla görebilirsiniz.

2-Hayali Aşklar.
Daha önce "I Killed My Mother / Annemi öldürdüm" adlı eşcinsel temalı filmiyle kendini tanıtan "Xavier Dolan" tekrar koltuk başına geçmiş. Cannes film festivalinde belirli bir bakış açısı bölümünde gösterilen film, eleştirmenlerden tam not almaya başarmıştı. Sanatsal filmlerin dinginliğinde kendine yer edinmiş,izlerken kendinizi huzurlu hissedeceğiniz bir " ilişki üçlemi" kimse ötekinin kendisine olan hayranlığının farkında değildir bu üçlem de. Günümüz modern ilişki olma yolunda çabalar harcayan yapımlardan. "Dalida!nın " Bang bang parçası harika. Filmse huzur isteyenlere"

3-La Ardilla Roja.
İspanyol sinemasının sevdiğim bağımsız yapımlarından biri oldu . Hafızasını kaybeden bir kadının onu bulan adamla yaşadıklarını anlatan entrika dolu güzel bir çalışma La ardilla Roja" Film bana "2011 yılı içerisinde izlediğim " Başka bir Aşk Hikayesi" adlı çalışmanın inanılmaz benzeri. Tabii , 2011 yapımının ondan alıntı yapması doğal. Sürrealist, yapımın bazı sürrealizm akımın destekleyecek derece uçukluklar var. Salvador Dali yaşasaydı da görseydi diyorum. O şansız diyelim ama siz okuyanlar görmek için hala şansınız var diyorum.

4-Tierra
Tekrar bir ispanyol yapımı " türkçe adıyla" Toprak " manasına gelen çalışma. İspanyol dramlarının sürekli dediğim gibi gizemli, aynı zamanda da trajik-komik olmayı başarıyorlar. Tierra gibi tuhaf ve beğenile filmler görmek gerçekten çok az. Türünün en nadir ,güzel fantastik çalışma örneklerinden biri olabilir. İzlerken dikkatli izlemekte fayda var. Biraz karışık- kuruşuk gelebilir. Fantastik dozu iyi, dramsa olabildiğince güzel harmanlanıp, ortaya izlenmeye değecek bir ispanyol sineması örneği çıkmış.

5-Man On The Train
Evet, gelelim önemli bir yapıta. Tekrar tekrar dediğim gibi "Eight Day /8.gün " yapımın küçük ama değerli kardeşi diyebileceğim, o denli sevdiğim bir "yalnızlık paylaşınca azalır" repliğini uydurmama sebebiyete veren zat-ı muhterem güzel filmdir. İki adamın aynı evde, bir ev sahibi,biri yabancı gerisini anlayın. Yalnızlık açısından inanılmaz iç burkucu bulduğum, hiç bir insanoğlu yalnız ölmemeli, dediğim film. Finalle oldukça burkuldum, sevindim diğer yandan.
6-Heavy
Başrollerde "Li Tyler" ve yönetmen "James Mangold" olunca atladım. Sanırım dolu havuz zannedip boş yere içine atladım. Sonuç fena oldu. Kötü yaralandım. Cannes Film festivalinde belirli bir bakış açısı bölümünde gösterilen beğenilen bir yapım olmuş. Fakat bu sefer eleştirmenlerle aynı fikirde olduğumu söylemek zor. İçine girilmesi oldukça zor, Tyler'ın donuk ifadesi zaten yeterince donuk olan filmin "soğukluğunu artırmadaki payı "&90 diyebilirim" Ha, güzel yanları var mıdır ? Elbette vardır. Mükemmel sinematografi ve soundtracklere sahip bağımsız sinema filmi.

7-Adam's Apples

Gelgelim Alman sinemasının semalarından bulup izlediğim son derece değişik proje. Hem sizi sevindiriyor hemde, ağlattıyor bu yapım. Anlattığı konu manidar olsa da kendi çapında beğenilen bir yapım."İMDB 7.8 alması da boş olmadığının kanıtıdır sanırım. Yorumlaması zor.Kısacası izleyin ve görün diyorum.

8-Last Life In The Universe
Oldukça tuhaf bir çekikli gözlüler sinemasından inci damlamış gözüme diyeceğiniz türden.Klişe konusuna rağmen, işleniş şekilde oldukça marjinal bulduğum, dudak uçuklatıcı derece şaşırtıcı ve sakin yapısıyla seyirciye tuhaf ama zevkli bir şey izlemeye davet ediyor. Ölmeyi başaramayan bir adamın ve yalnız kalmaktan korkan bir kadının hikayesi.Bu filmde siyah  ya da beyaz tonları yok. Kesinlikle ikisinin karışımı "Gri" renkli dünyanın içinde yaşıyorsunuz. Kabul edin ya da vazgeçin. Harikulade sanatsal yapım çalışması.

0 yorum: